Ana sayfa Bahçe işleri Şifalı Bitkiler Gül Hastalık Ve Zararlıları Nelerdir?

Gül Hastalık Ve Zararlıları Nelerdir?

Gül yetiştiriciliğinde bilinmesi gereken en önemli kültürel çalışma gül hastalık ve zararlılarına karşı yapılan mücadeledir. Bu yüzden bu yazımızda tüm gül hastalık ve zararlılarına yer vermek istedik.

Hastalık Ve Zararlılar

Kırmızı Örümcek: Eğer dikkatli bir şekilde bakılır ise gözle görülebilecek kadar büyük canlılar oldukları anlaşılır. Dişi kırmızı örümceğin ömrü yaklaşık olarak 1 ay kadardır ve bu 1 aylık sürede yaklaşık 100 kadar yumurta yumurtlamaktadır. Dişi örümcek yumurtalarını gül bitkisinin yaprakları üzerine bırakır ve bu yavrular yaklaşık 10 gün sonra yumurtadan çıkmaya başlarlar.

Bu yavru örümcekler yapraklardan beslenirler ve bu yaprakların sararıp dökülmesine neden olurlar. Özellikle temmuz ile ağustos ayları arasında aşırı derecede çoğalan kırmızı örümcekler gül yapraklarına çok fazla bir şekilde zarar verirler. Gül fidanının büyümesi yaprakların sararıp dökülmesinden dolayı durur ve sürgün yapamaz hale gelip bodurlaşır.

Özellikle bu dönemlerde gül fidanlarının yağmurlama yöntemi ile sulanması gül bitkisini kırmızı örümceklerden koruyabilir. Kırmızı örümcek ile yapılacak olan mücadele sırasında doğru bir şekilde ilaçlama sistemi seçilmelidir. Gül bitkisine ilaçlama her zaman için sık aralıklar ile ve düzenli bir şekilde yapılmalıdır.

Aynı türden ilaç her zaman kullanılmamalıdır çünkü özellikle seralarda kullanılan ilaçlara karşı kırmızı örümcekler zaman içerisinde doğal bir şekilde bağışıklık kazanacaklardır. Kırmızı örümcekler için kullanılan ilaçlar genelde kükürt ya da kükürt ile birlikte karıştırılıp kullanılan ilaçlardır.

Afitler: Bu küçük fidan bitleri genellikle küçük boyuttaki goncalar üstünde ya da sürgün uçlarında bulunurlar. Afitler özellikle mayıs ile haziran ayları arasında çok fazla görülürler. Bu bitler gül bitkisinde sürgünlerin bozuk bir şekilde büyümesine neden olur. Bu zararlılar ile mücadelede fosforlu ilaçlar kullanılmalıdır.

thripsThripsler: Bu canlılar bilhassa gül bitkisinin goncalarında çok önemli zararlar yaparlar. Bu canlılar genelde taç yapraklara zarar verirler. Eğer bu canlılara müdahale etmekte geç kalınır ise gül goncaları tamamıyla yok olabilir. Bu canlıya karşı gül bitkisini korumak için koruyucu ilaçlar kullanılır.

Koşniller: Bu canlılar güllere çok fazla zarar verirler. Bu canlılar dal ve sürgünlerden beslenir ve dal ile sürgünlere tutunup yaşamlarını sürdürürler. Dişi koşniller yumurtalarını gül çalısının altına bırakırlar ve bırakılan bu yumurtalardan yavrular nisan ile mayıs aylarında çıkmaya başlarlar. Yumurtalardan çıkan bu yavrular gül bitkisinin dokusu içerisine iğnelerini sokup gül bitkisini zayıflatır ve kuruturlar. Koşniller ile yapılacak olan mücadele özellikle ilkbahar zamanında ve yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz yapılmalıdır. Organik ve fosforlu ilaçlar ilkbahar zamanında, yazlık beyaz yağlar ise haziran ayında kullanılmalıdır.

Prodenya: Bilhassa Çukurova dolaylarında ve yaz zamanında görülen bir tür pamuk zararlısıdır. Fakat bu canlılar gül bitkisine de oldukça bir şekilde zarar verirler. Tomurcukları ve genç olan sürgün yapraklarını yiyerek gül bitkisinde kayıplara neden olurlar. Gonca halinde olan gül bitkilerinde taç yapraklar ile erkek organlara zarar verirler. Prodenya canlısı özellikle tırtır evresindeyken gül bitkisine çok zarar verir. Bu canlı ile mücadelede fosforlu ilaçlar kullanılmalıdır.

Nematodlar: Bu canlılar mikroskobik küçüklükte olan canlılardır ve gül bitkisinde sararma, solgunluk ve bodurlaşmaya neden olur ayrıca gül köklerine de zarar verirler. Bu mikroskobik canlılar ile mücadelenin en iyi yolu ise anaç seçimlerinde çok dayanıklı anaçları seçmektir. Özellikle seralara hasta olan fidanlar sokulmamalıdır. İlaçlama ya da toprak sterilizasyonu seraların topraklarına dikimden önce yapılmalıdır.

gul kullemesiGül Küllemesi: Gül küllemesi hastalığı özellikle önemli olan gül hastalıklarındandır. Genç olan yaprak ve tomurcuklarda sürgün uçlarında küçülme ile kıvrılmalara neden olur. Gül küllemesi gül yaprakları üzerinde beyaz bir tozun oluşmasına sebep olur. Bu hastalık yüzünden tomurcuklar açılmayabilir. Gül küllemesi gül bitkisinin hem şeklini hem de renklerini bozduğu için goncalardaki ekonomik değeri düşürmektedir.

Çevre koşulları bozulduğu zaman gül mantarı çevre koşullarının düzelmesini beklemek için uyur gözler üstünde, dikenler ve genç sürgünler üzerinde yaşar. Uygun çevre koşulları oluştuğu zaman çok hızlı bir şekilde üremeye başlar ve gül bitkisine hızlı bir şekilde zarar verirler. Bu mantarın sporları +23 derecede çimlenirler. Özellikle seraların içindeki sıcaklık ile nem külleme mantarlarının sporlarının çimlenmesine uygun olan bir ortamdır.

Seralarda gül Küllemesi hastalığını en aza indirgemek istiyorsanız özellikle akşamları seraları havalandırmalı, sıcak havanın dışarıya çıktığından emin olmalısınız. Sulama yöntemini ise sulama yöntemi ile yapmalısınız. Hastalanmış olan dallar seralarda tutulmamalı hemen uzaklaştırılmalıdır. Fazla nemin topraktan atılması için toprak havalandırılmalıdır.

Gül küllemesi hastalığında ilaç ile yapılan mücadelenin başarı oranını arttırmak için çevre koşullarının düzenlenmesinin yanı sıra alınacak olan önlemlerin zamanında ve doğru bir şekilde uygulanması gereklidir.

İlaçlamaya gül bitkisinin fidanlarının budanması ile birlikte yapılmalıdır. İlaçlama işlemi her 7 ila 14 günde bir yapılmalı ve ilaçlama yapmak için özellikle sabahın erken saatleri seçilmelidir. Bunun dışında ilaçlama yaparken dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise seranın içerisindeki sıcaklığın normal olduğu zamanlar ilaçlamanın yapılmasıdır. Gül küllemesinde kükürtlü ilaçlar kullanılmalıdır.

Karaleke: Bu hastalık hemen hemen her yerde görülen bir hastalıktır. Yaprakların üstünde kahverenginden siyaha doğru dönen bir renkte, yuvarlak ve düzensiz lekeler halinde görülen karaleke hastalığı zaman içerisinde 1 ila 1,5 santimetre büyüklüğünde olan siyah lekeler oluşturup gül yaprağını tamamen sararlar. Bu lekeler çevresindeki gül bitkisinin dokusu sararır ve bu da gül yapraklarının da sararmasına neden olur. Elbette bu durumlar sonucunda gül yaprakları dökülür.

Ayrıca goncanın iriliği ve kalitesinde azalma olur. Karaleke hastalığı gül bitkisinin taç yapraklarında şekil bozukluğu ile kırmızı noktaların oluşmasına da neden olur. Aynı zamanda bu hastalık dikenler ile dallarda siyah lekeler oluşabilir.

Karaleke hastalığının sporları gül bitkisinin dalarlı üstünde ve toprakta bulunmaktadır.

Uygun şartlar olduğu zaman da enfeksiyon ile hastalık dönemi başlar.

Karaleke hastalığı ile mücadele ederken dikkat etmeniz gerekenler arasında güllerin sağlıklı bir şekilde beslenmesi, gül gübrelemede dikkat edilmesi, hastalığı olan yaprakların budanıp seradan uzak tutulmaları ve yakılmaları, sera neminin %60 civarında tutulması, sera içindeki ısının sabit tutulması, gül bitkisi fidanlarının sık dikilmemesi, karaleke hastalığına dayanıklı olan gül bitki çeşitlerinin seçilmesidir.

gul middiyosuGül Mildiyösü: Bu hastalık gül bitkilerinde yaygın bir şekilde görülen hastalıktır. Bu hastalık çanak yapraklarda, dalların üzerinde, gonca ve çiçek sapında görülür. Gül mildiyösü hastalığı gül bitkisinin yapraklarında koyu kırmızı ya da siyah renklerde oluşabilirler. Bu lekeler çok hızlı bir şekilde yayılır ve gül bitkisinin yaprakları dökülür. Bu hastalık nemli ortamları seven bir hastalıktır. Gülün yapraklarının altında spor yığınları yapan bu hastalık kuru havalarda çok fazla yayılamaz.

Gül mildiyösü hastalığında mücadele yöntemlerini doğru uygulayabilmek için gül bitkisinin dikiminden önce toprak buhar ile ya da kimyasal maddelerin yardımı ile dezenfekte edilmelidir. Ayrıca seranın içerisindeki hava fazla nemli olmamalı ve seranın içerisi iyi bir şekilde havalandırılmalıdır. Kimyasal mücadelelerde uygun ilaçlar kullanılmalı ayrıca ilaçlamalarda yaprak altları da ilaçlanmalıdır.

Gül Pası: Bu hastalık en önemli gül hastalığıdır ve zamanında ve gerekli şekilde müdahale edilmez ise gül bitkisi daha ilk yılında ölebilir. Gül pası hastalığı ilkbahar zamanında gül bitkisinin yaprakları altında pas renginde küçük benekler şeklinde görülür.

Gül yapraklarının üst kısımlarında ve dallarında bu hastalık dış kısmı pembe renkte ve iç kısmı portakal rengi daireler şeklinde oluşur. Gül pası hastalığı bir tür mantar hastalığıdır ve gül dallarının üzerinde birkaç yıl kadar yaşarlar. Mantarın bulaştığı dallar ise bulaşma noktasından yarılmak sureti ile dipten kuruyabilir.

Portakal renginde olan ve yaz görülen gül pası sporları gül yapraklarının altında bir kese oluştururlar. Ağustos ayı itibari ile siyah renkteki sporlar oluşmaya başlar ve bu sporlar kışın meydana gelen soğuk havaya da dayanıklıdırlar. Bu sporlar ilkbahar zamanı gelince çimlenmeye başlarlar.

Gül pasını kontrol altına almak için ve bitkiyi bu hastalıktan korumak için hastalığın oluşumu anlaşıldığı anda ilaçlama uygulanmalı, hastalığa yakalanan dallar budanıp, hastalıklı olan yapraklar hemen ortamdan uzaklaştırılmalıdır. Yine bazı hastalıklarda olduğu gibi sera içi düzenli olarak havalandırılıp sera içindeki nemin düşük olması sağlanmalıdır. Hastalığa maruz kalmış olan bahçelere girilmemeli ve hastalıklı bitkiden aşı gözü ile fidan alınmamalıdır.

Kurşuni Küf: Gül bitkileri tomurcuk açma zamanında bu hastalığa yakalanabilirler. Gül goncası ilk önce kahverengini alır, yumuşamaya ve çürümeye başlayıp dökülür. Bazı durumlarda da açılmış olan güllerde bu hastalığa rastlanabilir. Taç olan yapraklar kahverengini alıp çürürler. Bu hastalığı diğer hastalıklardan ayırmanın bir yolu da bu hastalığın gri renkte olan renkli bir tabaka oluşturduğunu bilmektir. Mantar sporlarının patlayarak çevreye yayılmasına ufak bir hareket dahi sebep olabilir.

Mücadele yapabilmek için sera içindeki ışık miktarını iyi ayarlamanız, havalandırma işlemini iyi yapmanız, gül fidanlarını sıkı bir şekilde dikmeniz ve seranın içindeki fazla olan nemi almanız gerekmektedir. Ayrıca güller için azotlu gübre kullanımına dikkat edilmelidir çünkü azot bu hastalığın yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Bunların dışında seranın içerisindeki hastalıklı olan yapraklar hemen seradan uzaklaştırılmalıdır.

siyah kufSiyah Küf: Bu hastalık gül bitkisinde çelik ile aşı gözlerinde görülen bir hastalıktır. Bu hastalık özellikle çeliklerin kesik olan yüzeylerine yerleşip çelikleri siyahlaştırır. Bu durum göz aşısında da görülmektedir ve aşı gözü siyahlaşmaktadır. Bu hastalıkta aşı yerinde gelişme devam etmez. Bu hastalığın henüz bulaştığı gül bitkisinin kısımlarında grimsi ve beyaz bir misel tabakası oluştuğu gözlemlenir. Daha sonraki zamanlarda bu renk koyulaşmak sureti ile kahverengine dönmektedir. Bu hastalık toprakta 1 yıl kadar yaşabilen ve su yolu ile bitkiye bulaşan bir hastalıktır.

Mücadelede dikkat etmeniz gerekenler arasında dayanıklı olan anaç yetiştirmeye dikkat etmeniz, çelikleri vakit geçirmeden köklendirme alanına alınmalı ya da hemen toprağa dikilmelidir. Eğer çelikler bir an önce dikilmeyecek ise o zaman bu çelikler soğuk hava depolarında saklanmalıdır. Kalemler ve köklü bitkilerin dikimlerinden önce bir ölçü kadar formaldehit ve 320 ölçü su karıştırılmalı ve bu karışım içerisinde 2 saat kadar bekletilmelidir.

Soğuk Hastalığı: Gül bitkilerinde gelişimleri sırasında ani bir şekilde gelişen solma ya da ölüm durumu gözlemlenir. Bu hastalıkta bitki gövde dokusunda tahrip ve renk değişimi olur. Bu hastalık gül bitkisinde aşağıdan başlayıp yukarıya doğru ilerleyen bir hastalıktır. Bu hastalıkta ilk önce yaprakların alt kısmı hastalanmaktadır. Bu yüzden gül bitkisi tüm alt yapraklarını dökebilmektedir. Bu hastalık nedeni ile gül bitki köklerinin iletim demetleri hastalanarak tıkanır. Bu hastalık özellikle yaz ile sonbahar zamanlarında etkin bir haldedir.

Soğuk algınlığı hastalığı ile mücadele ederken özellikle dikimden önce toprağın steril edilmesine, hastalık kapmış bitki bölgelerinden çelik ya da başka malzemelerin alınmamasına ve hastalık kapan bitkilerin hemen ortamdan uzaklaştırılmasına özen gösterilmelidir.

Bunların dışında hastalığın görüldüğü bölgelerde ilaçlama yapılması da çok önemlidir.

Virüs Hastalıkları: bu hastalık bilhassa seralarda büyük zararlara yol açabilir. Çelik ile aşılarda bu hastalık yayılabilir. Bu hastalığın belirtisi virüsün türüne bağlı olarak değişir. Bu hastalıkta yaprak kenarlarında kıvrımların yanı sıra yapraklarda sarı renkte benekler görülebilir. Virüsler seralarda yer alan bitkilerdeki verimi ve kaliteyi düşürebilirler.

Virüsler ile yapılacak olan mücadelede hasta olan bitkiler hemen seradan uzaklaştırılmalı, virüslere dayanabilecek güçte anaçlar seçilmeli, yabancı otların temizliğine dikkat edilmeli ve özellikle yaprak bitleri ile düzenli bir şekilde mücadele edilmelidir. Ayrıca seralarda kullandığınız araç ve gereçler düzenli bir şekilde sterile edilmeli ve temizliklerine dikkat edilmelidir.

Yabancı Otlar İle Mücadele
Gül seralarında ortaya çıkan yabancı otların hepsi uygun mücadele yöntemleri seçilip bu şekilde temizlenmelidirler. Seçilen yöntemler kimyasal ya da kültürel mücadele yöntemi olabilir.

BİR CEVAP BIRAK